Raporlar

Balkanlar Raporu

BALKANLAR BÖLGESİNDE “İSLAM KARDEŞLİĞİ” ADI ALTINDA ZİYARET EDİLEN ÜLKELER

  1. MAKEDONYA
    • ÜSKÜP

Dükkancık Camii İmamı Abdulkerim Ebibi Hoca Efendi Ziyareti:

UMAD (Uluslararası Müslüman Alimler Dayanışma Derneği) Davet ve İrşat Ekibi olarak ziyaretimize Üsküp’le başladık. Heyetimizi pozitif enerjisi, ilgi ve alakasıyla Prof. Dr. Numan Aruç hocamız karşıladı. Program boyunca bizleri yalnız bırakmayacak olan Numan Hocamız, aynı zamanda dikkat ve dakikliği sebebiyle de zamanı çok kaliteli bir şekilde kullanarak programımızı büyük ölçüde uygulamayı sağladı. Yatsı namazını Dükkancık Camiinde kıldık. Dükkancık Camii imamı Abdulkerim Ebibi Hoca Efendi ile yatsıyı müteakip cami sofasında sohbet halkası oluşturduk. Halkada İdriz Efendi’nin oğlu Hafız Adnan da vardı. Sohbet Üsküp ilim-medrese geleneği ve mezunlara verilen icazetnameler etrafında şekillendi. Hocamız Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu’nun isteği üzere Osmanlı zamanında verilen orijinal bir icazetname getirilerek takdim edildi ve hocamızın doyumsuz sohbeti eşliğinde bu icazetname oradaki haziruna okundu. “İcazetname” geleneğinin köklü ve ilmi bir derinliğe sahip olduğu vurgulanarak zamanımızda verilen sertifikaların içerik ve şeklinin bu icazetname örneği ile sentezlenip yeni bir sertifika modelinin üretilmesi gerektiği ifade edildi. Sohbet, tarihimizden gelen islam kardeşliği ve bu kardeşliğin üzerimizde oluşturduğu muhabbet derinliği muhtevasıyla devam etti. Sohbet bu minval üzere dua ve musafahalarla sona erdi.

Makedonya Din Hizmetleri Müşaviri Sn. Mustafa Mesten Ziyareti:

Sn. Mustafa Mesten Din Hizmetleri Müşavirliğinin bölgede yapmış olduğu faaliyetlerle ilgili bir dizi bilgi sundu. Bu bilgiler ışığında fikir alışverişinde bulunuldu. Hasbihal ile tamamlanan bu görüşme sonrası Üsküp özelinde tüm ziyaret faaliyetlerine Din Hizmetleri Müşaviri Mustafa Mesten Bey bizzat iştirak etti ve her bir ziyarette ayrıntılı izahatlar da bulunarak çok büyük destek ve katkı sağladı.

Makedonya İslâm Birliği Başkanı Sn. Hafız Şakir Fettahu Ziyareti:

Sn. Başkanın ifadeleri doğrultusunda, Makedonya’da 1 milyon Müslüman’ın var olduğunu, 800 caminin bulunduğunu, 1200 imam, hatip ve muallimin görev yaptığını öğrendik. Ülkede beş medrese (imam-hatip lisesi) ve bir de İslami İlimler Fakültesi bulunmakta. Müslümanlar madden ve manen kendi imkânlarıyla bu İslami kurumları desteklemeye devam etmekteler. Sn. Başkan Fettahu Türkiye’nin ve Diyanet Vakfı’nın desteğinden dolayı şükranlarını sunarak şu cümleleri ekledi: “Türkiye’nin küçük kardeşiyiz. 600 yıllık geçmişimiz ve birlikteliğimiz var. İslam’ı tebliğ ve temsil görevimiz var. Avrasya şuurasında Türkiye ile birlikteyiz. Her alanda Türkiye ile güç birliği yapmalıyız. İnşallah bu iş birliğimiz yeni bir dirilişin ayak sesleri olacaktır. Üsküp bu konuda öncülük yapacaktır. Üsküp’te kendi evinizdesiniz” dedi.

Bu açıklamalara mukabil UMAD Başkanı Abdülvahap Ekinci ve Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Karataş UMAD olarak her türlü iş birliğine hazır olduklarını ve bu birlikteliği tarihi bir misyon edindiklerini ifade ettiler.

Gazi İsa Bey Medrese Ziyareti:

Gazi İsa Bey Medrese Müdürü İbrahim İdrisi’nin verdiği bilgiye göre Medrese Üsküp fatihi Paşa Yiğit Bey’in torunu İsa Bey tarafından 1469’da kurulmuş. 500 yıldır faal olan medrese yaklaşık 450 dönem mezun vermiştir. Makedonya’da Gazi İsa Bey medresesine bağlı beş medrese vardır. Din ilimlerini ve fen bilimlerini birlikte öğreten medresede Makedonca, Arnavutça ve Türkçe zorunlu dil olarak, Arapça ve İngilizce ise seçmeli dil olarak öğretilmektedir. Okulda 600 kız, 200 erkek öğrenci vardır. Makedonya Devleti bu okula yardım etmediği gibi, mezunlarını İlahiyat fakültesi hariç diğer yükseköğretim kurumlarına kabul etmemektedir. Entelektüel ufku geniş olan ve Cenevre’de sekiz yıl çalışan kurum müdürü İdrisi; bölgede İran’ın e Suud kaynaklı katı selefilerin çok kötü etkilerinin olduğunu bu etkilerin ebeveynlerle çocuklarını birbirine düşman ettiklerini ifade etti. Bu tahribatların onarılmasının derinliğinde Osmanlı devlet aklının olduğu ehlisünnet anlayışı ve stratejileriyle tamir edilebileceğini söyledi. Bu meyanda sizlere kısa, orta ve uzun vadede istikrarlı birliktelikler ve bu birlikteliklere yönelik çalışmalar oluşturulması konusunda çok ihtiyaçlarının olduğunu belirtti. Onları yalnız bırakmamızı çünkü bölgede bu olumsuz etkiler kırılmadığı müddetçe Müslümanlar arasındaki parçalanmışlığın devam edeceğini, bunun için batının (ABD, Avrupa) İran’la ortak çalıştığını ve katı selefileri kendi amaçları doğrultusunda kullandığını söyledi. Bu muhtevayla konuşmasını tamamladı. UMAD heyeti önümüzdeki süreçte bu konuların önemle ele alınacağını ve gereğinin yapılması noktasında bütün fedakârlığın belli bir plan eşliğinde sergileneceğini ifade ettiler.

İslami Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Süleymani Ziyareti:

İslami Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Süleymani fakültenin 1997’de kurulduğunu ve Türkiye’den ilk kez böyle bir ilim heyetinin geldiğini söyleyerek; “Sizden istifade etmeliyiz ve Müslümanların birliği için hep birlikte çalışmalıyız. İslam dışı tüm meydan okumalara karşı birlikte cevap vermeliyiz” dedi. 320 öğrencisi olan fakültede Osmanlı medeniyetini tanıtan dört ders verildiğini ve bu derslerin Osmanlı Tarihi, Osmanlı Mirası ve Eserleri, Osmanlı Dili ve Edebiyatı, Osmanlı Kültür ve Medeniyeti olduğunu belirtti. Bu konuşmaları takiben fakültenin sahip olduğu tüm öğretim üyelerini sırasıyla tanıttı. İyi bir ekip olduklarını ve samimiyetle çalıştıklarını ifade etti. Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu Hocamız Sn. Dekan Bey’e Türkiye’deki ilahiyat fakülteleriyle aralarında akademik destek programları oluşturmak üzere başta YÖK Başkanıyla ve diğer tüm unsurlarla görüşeceğini, doktora vs. çalışmalarında destek faaliyetlerin oluşması için her türlü fedakârlıkta bulunacağının sözünü verdi. Oluşan samimi atmosferle dilek ve temenniler paylaşılarak buradaki ziyaret sonlandırıldı.

Mustafa Paşa Vakfı (Hüdayi Vakfı) Ziyareti:

 Vakıf temsilcisi Ahmet Lökçe ve İştip Müftüsü Nasır Recepi vakfın ve müftülüğün bölgedeki çalışmalarla ilgili genel bir bilgi verdiler. Bu bilgiler arasında dikkat çeken başlıca konular: Müslüman ve Katolik nüfuslarının yüzdesel oranları, Müslümanların sosyoekonomik durumlarının analizi, Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde okutulan bölge talebelerinin mezun olduktan sonra memleketlerine dönerek ne derece isabetli ve başarılı hizmetler vücuda getirdiklerini örneklerle anlatılması. Bu gerçekler ve analizler doğrultusunda bundan sonraki dönemde UMAD iş birliğiyle neler yapılabileceği istişare edilerek fikir alışverişinde bulunuldu. Toplantı bu minval üzere sona erdi.

Üsküp Müftüsü Kenan İsmali Ziyareti:

Başkanımız Abdülvahap Ekinci, UMAD heyetini tanıtarak UMAD’ın kuruluş sebebini, misyon, vizyon ve faaliyetlerini özetledi.

Bu faaliyetlerin yurt dışı ayağını Üsküp’ten başlatmayı uygun gördüğümüzü söyledi. Bu başlangıcın Balkanlar bölgesinin hem yakınımızda olması hem de tarihten gelen birlikteliğimiz münasebetiyle uygun görüldüğünü belirtti. İstanbul’un fethinin mukaddimesi, ön hazırlığı aslında burada yapıldığını ve Balkanlara yayıldığını söyledi. Netice itibariyle Efendimizin (sav) müjdesinin tahakkuk ettiğini belirtti.

Üsküp Müftüsü Kenan İsmaili bu ziyaretin evlad-ı fatihan olarak kendileri için çok büyük önem arz ettiğini, bu ziyaret vesilesiyle 600 yıllık kardeşlik hukukumuzun tekrar diriltilmesinin zamanının geldiğini ifade etti. Yaptıkları faaliyetleri detaylarıyla haziruna sundu. Müslümanların İslami hayatı yaşamada Katoliklere kıyasen çok canlı ve dinamik olduklarını, kiliselerin haftada bir Pazar günü ibadetleri olmasına rağmen boş, camilerin ise 5 vakit dolu olduğunu anlattı. Müslümanlar arasındaki tefrika ve küskünlüklerin giderilmesi halinde çok ciddi bir güç elde edileceğini söyledi. Bunun içinde

UMAD’ın kendilerine bütün Balkan ülkeleri nezdinde yardımcı olmalarını rica etti. Toplantı hasbihal ve ikramlarla nihayete erdirildi.

Mustafa Paşa Caminde Akşam – Yatsı Namazları ve Halka Açık Sohbet:

Heyetimizin ziyaretine yönelik bir gün önceden yapılan duyurular neticesinde Müslüman halkın akın akın camiye gelmesiyle muhteşem bir tablo hasıl oldu. Bu güzel birliktelikle evvela akşam namazı ifa edildi. Mustafa Paşa Caminin Osmanlı mimarisiyle taşıdığı ihtişam ve güzelliğinin yanında tıpkı Bursa Camilerini andıran mükemmel akustiği okunan ezan, Kur’an ve kametleri gönüllere daha bir nakşetti. İstanbul payitaht ruhunun Balkanlardaki yetim kalmış muhabbetlerine güzel seslerin ve kıraatlerin eşliğinde taşınmasıyla derin bir imani tatminiyet oluştu. Ziyaret edenlerde edilenlerde yekvücut haline geldiler. Bu halet-i ruhiyeyle coşan gönüller akşam yatsı arasında heyetimizin sunmuş olduğu Kur’anı Kerim tilaveti ve sohbetler neticesinde (Sadettin Ekici, Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, Prof. Dr. Mustafa Karataş ve Abdullah Yıldız) müstesna anlar yaşadılar. Gönüllerin bu susamışlığı bir nebzede olsa tatmin edilmiş oldu. Ve sonrasında bu hal ile halkla müsafaha ve muhabbet paylaşımlarıyla program sona erdi.

  • KALKANDELEN

Kalkandelen Müftüsü Prof. Dr. Kani Nesimi Ziyareti:

 Makamında ziyaret ettiğimiz Kalkandelen Müftüsü Prof. Dr. Kani Nesimi kendisini tanıtarak Bursa İlahiyat Fakültesi mezunu olduğunu belirtti. Samsun 19 Mayıs İlahiyat Fakültesinde Yüksek Lisans yaptığını daha sonra Üsküp’te devlet üniversitesinde doktorasını tamamlayarak üniversitede hocalığa başladığını ifade etti. Doktora tez konusunun “16. Yy’da Makedonya’daki Hristiyanlara karşı Osmanlıların bakışı” adlı bir çalışma olduğunu bu çalışmanın kendileri için bugünü anlamada çok değerli bir perspektif sunduğunu ifade etti. Türkçesi son derece güzel olan Sn. Nesimi sorumluluğundaki faaliyetlerle ilgili geniş bir bilgi verdi.

UMAD adına söz alan Başkan Abdülvahap Ekinci adet olduğu üzere UMAD heyetini tanıttı. UMAD’ın misyon ve faaliyetlerini özet ifadelerle sundu. Ziyaret sebeplerinin yardımlaşma, dayanışma, ilmi alanda bilgi, birikim ve fikir paylaşma olduğunu bölge müslümanlarına karşı davet ve irşad mevzunda görevimizi yapmak üzere burada bulunduğumuzu ifade etti. Bu hedefler doğrultusunda UMAD olarak her türlü fedakârlığa hazır olduklarını vurgulayarak sözünü tamamladı. Toplantı bu minval üzere sona erdi.

Alaca Camii’nde Öğle Namazı ve Harabati Tekkesi Ziyareti:

 Öncelikle Alaca Camii yanında bulunan Mahmut Aslani Hoca Efendi’nin kurmuş olduğu kurs ziyaret edildi. Yeğeni Abdulbaki Hocaefendi ile tanışıldı ve hasbihal edildi. Alaca Camii’nde öğle namazı kılınmasından sonra Prof. Dr. Mustafa Karataş Cemaate yönelik bir selamlama konuşması yaptı. Camii imamı Emir Hoca Türkiye mezunu olup heyetimize karşı son derece samimi ve hürmetkâr davranışlarda bulundu. Daha sonra buradaki ziyaret tamamlanarak Harabati Tekkesine doğru yola çıkıldı.

Harabati Tekkesine vardığımızda Türbe ve Tekkenin korumacılığını yapan Cumali isminde bir zat ile tanışıldı. Bu genç arkadaş iri cüsseli, sportmen bir vücut yapısıyla cesur bir profil sergiliyordu. Konuşmaya başladığımızda kendisinin koyu bir Osmanlı ve Türk hayranı olduğunu anladık. Hatta ifade ettiğine göre 15 Temmuz darbesini duyar duymaz arabasına binerek tek başına 10 saatte İstanbul’a ulaşmış ve günlerce nöbet tutmuş. Cumhurbaşkanımızdan bahsederken adeta öz babasından bahseder gibi bir hale giriyor. Kendisini heyet olarak çok sevdiğimizi ve takdir ettiğimizi görünce bize karşı son derece nazik, hürmetkâr ve mümince yaklaştı. Bu sebeple burada kendisini zikretmeyi bir borç bildik. Daha sonra asıl Bektaşi Tekkesinin Şeyhi olan Abdulmuttalip Babayı ziyaret ettik ve tanıştık. Kendisi barış ve birlik olmaya yönelik anlayış ve felsefelerinden bahsetti. Heyetimizde bu anlayışı teyit edici aynı mealde sözlerle mukabelede bulundu. Sohbetin ilerleyen dakikalarında Şeyh Efendi bir Bektaşi kasidesi okudu. Arkasından heyetimiz üyelerinden Sadettin Ekici okumuş olduğu bir Anadolu alevi türküsü ve Sünni nat-ı şerifi makam üzerine okuyarak aynı gönülle mukabelede bulundu. Bu mukabeleden pek hoşnut olan Şeyh Efendi bunu bir barış, kültür ve anlayış kaynaşması olarak kabul ettiğini söyledi. Bu minval üzere karşılıklı güzel temennilerle bu kısmın ziyareti sona erdi.

Maarif Vakfı Özel Kolej Kampüsünün Ziyareti:

 Heyetimiz Maarif Vakfının Balkanlarda yapmış olduğu eğitim hizmetlerini dinlemek üzere Genel Müdürlüğünü Murat Kördemir’in yaptığı Kalkandelen Koleji Kampüsüne ziyarette bulundu. 1200 öğrenci kapasiteli olan bu kampüste hali hazırda 560 öğrencinin var olduğu ve kaliteli bir eğitim verdiği gözlemlendi. Eğitim faaliyetlerini anlatan Kördemir Beyefendi uzun yıllar İstanbul Çınar Kolejlerinde idarecilik yapmış olan tecrübeli bir hocamız idi. Anlattıkları ifadelerden anlaşıldığına göre Maarif Vakfı Balkanlarda fetöden kalan okulları uhdesine almış olup eğitimde başarılı bir süreci adım adım devam ettirmektedir. Ancak buna mukabil sonraki ziyaretlerimizde yapmış olduğumuz konuşmalar ve almış olduğumuz bilgilere istinaden bölgeye Maarif Vakfının okulları yetmemekte ayrıca farklı yatırımcıların daha çok okul açmalarını lüzumlu kılmaktadır. Bu bilgilere vakıf olduktan sonra verdiği bilgiler ve gösterdiği misafirperverlik karşısında Murat Bey’e teşekkür ederek okuldan ayrıldık.

Gostivar Müftüsü Sabahuttin Zendeli Ziyareti:

 Sn. Müftü Sabahuttin Zendeli Hocamız bizi son derece heyecan ve güler yüzle karşılayarak makamında misafir etti. Öncelikle kendisini tanıtarak Bursa İlahiyat Fakültesi mezunu olduğunu ve 17 senedir Müftülük görevinde vazifeli olduğunu anlattı. Müftü Efendi komünist yönetimden bu zamana Müslümanların geçirdiği evreleri ve çileleri özetleyerek bugünkü gelinen aşamada birçok imam hatip, Kur’an Kursu ve medreselere sahip oldukları bu kurumlarda binlerce öğrenciye eğitim verdirdiklerini anlattı. Bu kurumlarda hizmet eden tüm personelin maaşlarını, sigortalarını merkezde oluşturulan fitre / zekâttan ve ayrıca toplanılan diğer bağışlardan sağladıklarını söyledi. Bu duruma gelinceye kadar birçok zorluklara göğüs gerdiklerini anlatan Müftü Efendi ümmetin vahdetini sağlamak üzere sizlerin destek ve himmetlerinize ihtiyacımız var dedi.

Devamında söz olan UMAD Başkanı Abdülvahap Ekinci heyeti tanıttıktan sonra sunduğu bu bilgilerden dolayı Müftü Efendiye teşekkürlerini iletti. Buraya gelmekle sanki hacca gelmiş gibi derin bir mana ve memnuniyetin içerisindeyiz, bu mana ve ruh birliği içerisinde kardeşliğimizi ifa etmek ve yapacağımız şeyleri bu kardeşlik hukuku içerisinde fiiliyata dönüştürmek gerekir, zira buna hem sizin hem bizim ihtiyacımız var dedi. UMAD’a bağlı davet irşad, eğitim, gençlik vb. komisyonlarımızın olduğunu, bu komisyonların kendi içinde çok değerli, planlı ve faydalı faaliyetler yaptığını anlattı. Sahip olduğumuz her türlü tecrübeyi kendileriyle paylaşmaya hazır olduğumuzu, kaldı ki istiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un da bir Arnavut olduğunu ve bizlerin de Asımın nesli olarak Akif’in Ümmet idealini gerçekleştirmek üzere orada bulunduğumuzu anlattı. Müslüman olarak hepimizin birlik beraberlik içerisinde mutlu olduğumuzu, birbirimizin dertleriyle dertlendiğimizi, asıl hedefin de bu olduğunu ve ziyaretimizi bu amaç doğrultusunda hedefe ulaşmak için yaptığımızı söyledi. Bu güzel bilgi alışverişi ve paylaşımlarla ziyaret sona erdi.

  • GOSTİVAR

Kur’an Hafızlık Enstitüsü Ziyareti:

Gostivar’da bir hafızlık Enstitüsü’nü ziyaret edildi. Öncelikle kız öğrencilere hafızlık yaptıran Bursa İlahiyat mezunu genç bir hoca hanımla tanıştık. Hoca hanım son derece heyecanlı genç dinamik ve iman dolu bir kardeşimiz. Bize faaliyetlerini anlattılar. Öğrencileri nasıl kuşattığını, onları nasıl hafız yaptığını anlattı. Burada alanın çok geniş ve bakir olduğunu söyledi. İmkânlarının çok kısıtlı ama gönüllerinin çok geniş olduğunu, burada bizleri gördükleri için olağanüstü derecede heyecanlandıklarını söyledi. Heyetimiz başta Nasrullah Hacımüftüoğlu olmak üzere bu hanımefendi kardeşimize hak ettiği övgüleri ve iltifatları birer birer sıraladılar. Bu minval üzere oradan ayrılarak hemen bitişiğindeki kıraat birimine geçildi. Yine bir genç hoca, oda Bursa ilahiyat mezunu ve musikişinas. Musiki öğrenmiş makam öğrenmiş ve bu öğrendiklerini güzel sesiyle Kur’ana uyarlamayı öğretmiş. Ayrıca bize kısa bir aşrı şerif okudu sesi fevkalade güzel sonra bize bu kıraat biriminde çocukları güzel Kur’an okutmak için onlara ne tür eğitimler verdiğini ve neler yaptığını anlattı. Anlattığına göre çok yetenekli öğrencilerinin olduğunu, onları teker teker ele alıp yetiştirdiklerini ve kısa zamanda inşallah çok güzel lider Kur’an okuyucu talebeler çıkaracaklarını söyledi. Tüm bu anlatılanlardan sonra gerek içerde gerekse enstitünün dış bahçesinde beraber fotoğraflar çektirerek buradaki ziyaretimizi de sona erdirdik.

İkindi namazı (Saatli Camisi) – Halka Hitap:

İkindi namazı sonrası Prof. Dr. Mustafa Karataş Hocamız cemaate yönelik çok samimi ve içli bir konuşma yaptı. Onları sahip oldukları mümince hassasiyetlerinden, itikaden ve ibadetlerine düşkünlükleri yönünden sağlam duruşlarından ve kararlılıklarından dolayı tebrik etti.

Aslında sizin bu halinizle hocaya ihtiyacınız yok. Sizlerin kendi ikliminizden yetişmiş hocalarınızla beraber sahip olduğunuz imanınız ve amellerinizle siz zaten kendi kendinize yetecek hocalar hükmündesiniz. Sizin gibi sahih bir iman ve salih bir amel sahibi cemaatle muhatap olmak bizi gerçekten duygulandırmakta, sevindirmekte ve olağan üstü heyecanlandırmaktadır dedi. Cemaatin teveccühüyle karşılıklı müsafahalaşma ve sevgi gösterileriyle halka hitap sona erdi.

Akşam Namazından Sonra Halka Açık Salon Konferansı:

Ziyaretimiz sebebiyle halka yapacağımız konferansımız zayıf ve cılız bir sesle gelişimizin bir gün öncesinden halka ilan edilmiş olsa bile halk bu zayıf cılız duyuruya rağmen kültür merkezi salonunu hıncahınç doldurmuş idi. Salona girdiğimizde bizleri ayakta alkışladılar müthiş bir coşku vardı. Bu coşku hepimizin üzerine çökmüş olan yorgunluğumuzu bir anda dağıtıverdi, gözlerimiz salonu dolduran halkın gözlerindeki ışıltılarla birleşerek kendimizi onlar gibi hissetmemize sebebiyet verdi. Öncelikle protokol koltuklarına oturduk ve program başladı, sunucu arkadaşımız heyecan ve şevkle bizleri takdim etti ve Kur’an-ı Kerim okuması üzere Sadettin Ekici Hocamızı kürsüye davet etti. Hocamız Kur’an-ı Kerim’i okuduktan sonra seminer sohbetleri birer birer peşi sıra başladı. Ahmet Bulut Hocamız, Dr. Muhammet Masum Vanlıoğlu Hocamız ve finali yapan Prof. Dr. Mustafa Karataş Hocamız fevkalade konuşmalar yaptılar. Halk inanılmaz derecede bu konuşmalardan feyz aldı hatta bu tür konferanslar da alkış çalmak adet değildir ama halk yer yer heyecanlarına mağlup olarak konuşmacıları alkışladılar. Bu arada Sadettin Ekici Hoca davetlilere bir ilahiyi beraber okuma teklifinde bulundu, onlarda kırmayarak hocayla beraber ilahi okudular ve hoca arkasından müthiş bir kaside okudu bu son derece duygulu anlar yaşattı. Davetlilerle beraber dualar edildikten sonra program sona erdi. Asıl heyecan çıkıştaydı fotoğraflar çekildi, teker teker halk belki yarım saat misafirlerimize misafirleri olan bizleri bırakmadı boynumuza sarılan mı dersiniz, gözlerini nemlenmiş bizimle ağlayan mı dersiniz inanılmaz bir sevgi seli ile karşı karşıyaydık hepimiz. Hatta bir ihtiyar amcamız şunu söyledi geç kaldınız ama lütfen bundan sonraki gelişiniz 40 yıl sonra olmasın bizleri bırakmayın sizlere çok ihtiyacımız var dedi bu minval üzere buradaki konferansımızda bu güzelliklerle sona erdi.

Kültür Merkezi Seminer Sonrası Köfte Ve Dondurma İkramı:

Vakit bir hayli geç oldu yorgunuz gecenin saat 11:00’i aslında gidip uyumamız lazım hatta bu vakitlerde yemek yemek bünyeye bir hayli yük ama bu güzel insanlar bu mazeretlerimizi asla kaale almıyorlar ve ısrarla diyorlar ki hocam sizlere meşhur köftemizden ve dondurmamız dan ikram etmeden hiçbir yere bırakmayız ısrarlara dayanamıyoruz ve önce dondurmacıya gidiyoruz dondurmacıda fazlasıyla külahlandırılmış dondurmalarımızı yedikten sonra köfteciye geçiyoruz daha biz bu köfteleri midemizin neresine sığdırırız acaba diye düşünürken önümüze tabak tabak İnegöl köftesini andıran nefis köfteler servis edilmeye başlıyor dayanamayıp yiyoruz yedikçe yiyoruz çünkü gerçekten köfteler nefis bu köfteci dükkanın sahibi amcamız yanımıza gelerek bizzat servisleri kendisi yapıyor şevkle isteyerek ve o kadar gönül dolusu teşekkür ediyor ki bizlere inanılmaz bir heyecan içeresinde Türkiye’deki akrabalarını anlatıyor bu köfteci dükkanını nasıl açtığını anlatıyor büyük insanların Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımız da dahil olmak üzere gelip burada köfte yediklerini anlatıyor ve duvardaki fotoğraflarını gösteriyor bunun üzerine Mustafa Karataş hocamız biz gittikten sonra da bizim fotoğraflarımızı buradaki duvara asacak mısın? diyor oda söz veriyor asmaya ve gülüşüyoruz bu güzellikler ve afiyetle yemeklerden sonra nihayet kalkıp otelimize gidiyoruz.

Sabaha karşı Kosova /Piriştina’ya varıyor ve otelimize yerleşiyoruz. Biraz dinlendikten sonra kahvaltıya iniyoruz kahvaltıda müşavir Vekili Bilal Coşkun beyle buluşuyoruz beraber kahvaltımızı yapıyoruz. Kahvaltıdan hemen sonra Arnavutluk’tan Ferit Piko Bey de ekibimize katılıyor kendisi minber Vakfı’nın başkanı olup son derece değerli son derece takva bir kişiliğe sahip bir kardeşimiz gezide en çok sevdiğimiz kişilerden birisi diyebiliriz daha sonra Piriştina’daki ilahiyat fakültesi ve medrese ziyaretimize doğru yola çıkıyoruz.

  1. KOSOVA
    • PRİŞTİNA

Kosova Diyanet Başkanı Prof.Dr. Naim Tırnava Ziyareti:

Ziyaret heyetimize bu bölümde Minber Vakfı Başkanı Ferit Piku Beyefendi katıldılar. Kendisi son derece Beyefendi, mümin ve tecrübeli bir zat. Ziyaretlerimizin bundan sonraki tüm aşamalarında bize eşlik ederek güzel bir fedakârlık örneği gösterdi.

Kosova Müftüsü Prof. Dr. Naim Tırnova’nın makamına vardığımızda kendisi heyetimizi son derece sıcak ve güler yüzle karşıladı. Kosova meydan muharebesinden söze girerek Osmanlı’nın dolayısıyla İslam’ın bu zaferle Kosova’ya girdiğini ifade etti. Sultan Murat’ın şehadetinin burada olduğunu ve onun şahadeti ile onun adına cami inşa edildiğini anlattı biz Osmanlı’nın gayreti sayesinde altı yüz yıldır burada İslam’a kavuştuk dedi. Kosova’da yüze yakın camimiz var ancak aslında binlerce camimiz olmasına rağmen Avusturya ve Macaristan’ın burayı işgal etmesiyle maalesef yüzlerce camimizi yakmışlar. Komünist dönemde de birçok camimizin yıkıldığını, İslam düşmanlığı yapan iki millet arasında yani Sırbistan ve yunan arasında yaşadıklarını, tarih boyunca özellikle Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Sancak bölgelerinde Müslümanların çok acılar çektiğini söyledi. Topraklarımızın beş parçaya bölündüğünü, Müslümanların çoğunlukta olmasına rağmen maalesef yetim kaldıklarını, her şeye rağmen atalarımızın, imamlarımızın ve hocalarımızın İslam’ı korumaya çalıştıklarını ve belli oranda da başarılı olduklarını söyledi. Osmanlı’dan bu tarafa Kosova’da verilen mücadelede yalnız Kosova’da yarım milyon insanın şehit edildiğini, 1.500.000 insanın hapislere atıldığını, 3 milyondan fazla insanın Hicret’e maruz kaldığını ve çok acı çektiklerini söyledi. Ama bugün yine burada ve Müslüman olduklarını ve dinlerini yaşadıklarından bahsetti. Kosova’da müftülerinin, ilahiyat fakültelerinin, imam hatiplerinin ve medreselerinin olduğunu söyledi. Son yıllarda namaz kılanların sayısının bir hayli arttığını, İslam’a olan ilginin bir hayli arttığını ve bunun için Allah’a çok şükür ettiklerini belirtti. Türk halkına Türk kardeşlerimize çok teşekkür ettiklerini, onlarla beraber 500 yıl beraber yaşadıklarını, aynı sofrada yiyip aynı kandan olduklarını söyledi. Türkiye Hükümeti’nin ve bilhassa Diyanet İşleri Başkanlığının kendilerine olan katkılarının çok büyük olduğunu, ,Diyanet İşleri Başkanlığıyla çok iyi işbirliklerinin olduğunu, bilhassa Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş Hocaya çok teşekkür ettiklerini, buraya yapılacak olan merkez caminin Avrupa’nın en büyük camisi olacağını söyledi. Türkiye’den gelen bizleri başka yerlerden gelen misafirler gibi görmediklerini, bizlerle bir aile olduklarını söyledi. Bizlerin ecdadımız olan Osmanlıyla birlikte kendilerine din, kültür, insaniyet getirdiğimizi, millet olarak bu değerleri asla unutmadıklarını, Çanakkale’de Kosova‘dan, Makedonya‘dan 12.000 şehit verdiklerini, bununla da övündüklerini belirtti. Kosova’dan İstanbul’a gelmiş hocalarının olduğunu, en meşhurlarının Ali Yakup Efendi Hoca olduğunu, Mustafa Karataş hocamızın ve Masum Vanlıoğlu hocamızın Ali Yakup Cenkçiler hocayla hatıralarından bahsetmeleri üzerine ise Ali Yakup Cenkçiler filmi için Türkiye’de de röportajlar yapacaklarını söylediler. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Büyük Elçiliği ve Din Hizmetleri Müşavirliği ile çok iyi işbirliklerinin olduğunu, şu anda da çok aktif bir şekilde ülke olarak destek verdiğimiz için minnettar olduklarını belirtti. Bir araya gelmemizin bizim için büyük bir güç olduğunu söyledi. Bu ifadelerden sonra UMAD Başkanımız Abdülvahap Ekinci söz alarak her ziyarette olduğu gibi heyeti teker teker görevleri ile beraber tanıttı. Ve müftü efendinin verdiği sıcak mesajlar ve gönülden sözler üzerine hulasa olarak aynı minvalde mesajlar vererek bütün samimiyetimizle sizlerle hem hal olmaya geldik sizlerle güzel işler yapmaya geldik ve bundan sonra sizleri bırakmayacağız mealinde sözler söylediler. Bu minval üzere toplantı son derece bereketli heyecanlı ve muhabbetle dolu bir muhtevayla sona erdi.

Alauddin Medresesi Ziyareti:

Alauddin Medresesi medrese olmanın yanında bir İmam Hatip Lisesi statüsünde bir okul aynı zamanda. Müdürü Fadıl Hasani isminde çok değerli bir zat. Bize refakat ederek medreseyi gezdiriyor. Medresede toplamda 800 öğrenci mevcut. Bina o kadar büyük ki yarısı kız öğrencilere, yarısı da erkek öğrencilere tahsis edilmiş vaziyette. Ve bu haliyle aynı binada olsa bile kız, erkek ayrı eğitim vermekteler. Medresenin tüm birimlerini geziyoruz. Sınıfları geniş ve ferah, her sınıfta ortalama 25 öğrenci var. Adeta özel bir okul gibi. Öğretmenleri son derece gayretli ve tecrübeliler. Okul aynı zamanda zengin bir kütüphaneye sahip. Çok geniş bir mescidi var. Öğle namazını Sadettin Ekici Hocamızın okuduğu ezanın arkasından öğrencilerle beraber cemaat halinde eda ediyoruz. Öğrenciler az çok Türkçe’yi öğrenmişler. Bizimle çok sıcak iletişim kuruyorlar. Sanki İstanbul’da herhangi bir İmam Hatip Lisesini ziyaret ediyormuşuz gibi öğrencilerle çabucak kaynaşıyoruz. Onlara dokunmak, gözlerinin içine bakmak ve tebessümlerini kazanmak bize ayrı bir haz ve güven veriyor. Bütün bunlardan anlıyoruz ki Balkanlar bizim gönlümüzün bir parçası. Onlarla sevinmek, onlarla üzülmek, onlarla geleceğe dair tasavvurlarda bulunmak bizim için en tabi davranış olsa gerek. Bu duygularla bu güzel medreseyi ziyaret ederek mekândan ayrılıyoruz.

Priştina İlahiyat Fakültesi Ziyareti:

Heyetimizin bu fakülteyi ziyareti diğer kurumlara kıyasen biraz hızlı ve özet mahiyette oldu. Fakülte hakkında halkla ilişkiler müdüresi hanımefendi kardeşimiz bize bölümleri gezdirerek bilgilendirdi. Daha sonra aynı hızla Priştine imam hatip lisesini ziyaret ettik. Öğle namazının burada kılarak Kosova Diyanet İşleri Başkanı Naim Tırnova’nın düzenlediği akşam yemeğine iştirak ettik.

  • PRİZREN

Sultan Murad Türbesi Ziyareti:

Sultan Murat Türbesi çoğu 1800’lü yıllara ait fotoğraflarla bezeli, özellikle son padişahlarımızdan Sultan Abdülaziz Han’ın zamanında restore edilmiş, mescit yapılmış ve bu yapılanların açılışı 100.000’e yakın asker ve sivil eşliğinde törenlerle birlikte, hutbeler okutularak açılmıştır.Tüm bu anların fotoğrafı o günün Siyah-beyaz fotoğraf makinalarıyla çekilmiş ve bu fotoğraflar büyük levhalar halinde bu mekanın duvarlarına sıralı olarak asılmıştır. Türbede bizleri kendisi de bir Buharalı olan Osmanlı Hanımefendisi Saniye Hanım karşıladı. Kendisi bu türbe yapıldıktan sonra türbedar olarak hizmet eden dedelerini silsile halinde anlattı, arkasından sözü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a getirerek, Cumhurbaşkanımızın Müslümanları koruduğunu, Kur’anı koruduğunu, İslam ülkelerini koruduğunu ve Allah’ın da onu koruduğunu söyledi. Kendisinin her gün ona bu türbede dua ettiğini söyledi. Daha sonra Sultan Murat Han’ın Türbesi’ne geçildi, türbede Sadettin Hocamız mülk suresini okudu ve arkasından kısa süreler ve güzel bir duaya amin diyerek Fatiha’yla ziyaret neticelendirildi ve ecdadımızla Sultan Murathan’la vedalaşıldı.

Akşam Namazından Sonra Halka Açık Salon Konferansı:

Ziyaretimiz bütün hızıyla devam ederken yine halkla sohbet mahiyetindeki konferansta beraberiz. Yine salon hıncahınç dolu. Konu İslam Kardeşliği. Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu Hocamız çok geniş bir ufuk çizerek konuyu örneklerle zenginleştiriyor. Davudi sesi ve güçlü hitabetiyle salondaki herkesi büyülüyor adeta. Bunun üzerine Prof. Dr. Mustafa Karataş Hocamız daha espritüel ve güncel eserlerle salonu coşturuyor. Diğer hocalarımızın da kendine mahsus sunumları ve katkılarıyla misafirler son derece memnun ve derin bir iç huzuruyla salondan ayrılarak bizlerle vedalaşıyorlar.

Konferans sonrası geziyi programlama aşamasından itibaren yanımızda olan İstanbul Vakfı (Hüdayi) Başkanı İsmail Selim hocamız vakfın medresesinde heyetimize yemek ikram ediyor. Yemeğe Kosova müşavir vekili Bilal Coşkun ve Prizen eski müftüsü Lütfi Balık hocalar da katılıyor.

Kosova DİB Müşaviri, Prizren Müftüsü ve İmam Hatip Lisesi Ziyareti:

Prizren Müftüsü Müdir el Medin bizi bizzat kapıda karşılıyor. Prizren İmam Hatibin kurucusu İlyas Ramazan amcamızda Müftümüzle beraber bize iştirak ediyor. İlyas Ramazan bir zamanlar rahmetli Erbakan Hocamızın Balkanlar temsilciliğini yapmış. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey ile tanışıklığını ve sık aralıklarla görüştüğünü, onunla çektirdiği fotoğrafla belgeliyor adeta. Orada Müftü Bey bize çok önemli bir bilgi veriyor. Kosova’da imam hatip mezunları üniversitelerin her bölümüne gidebiliyormuş. Makedonya’da ise bu mezunların sadece ilahiyat fakültelerine girebildikleri bilgisini alıyoruz. İlyas amca çok heyecanla diyor ki, Çanakkale savaşında sadece Kosova’dan 12 bin şehit verdik. Biz Osmanlıyız ve Osmanlı kalacağız. Siz Tayyip Erdoğan’ın değerini iyi bilin ve onu kollayın.

Cuma Namazı (Sinan Paşa Cami Vaaz, hutbe, namaz ve sohbet):

Yapılan ilan ve duyurular neticesinde halk akın akın Cuma namazını bizimle kılmak üzere camiye geldiler. Cuma öncesi Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu muhteşem bir vaaz verdi. Gönülleri coşturan bu vaazından arkasından Sadettin Ekici Hocanın okuduğu dış ve iç ezanlarla gönüller mesrur oldu. Ve akabinde hutbe okumak üzere minbere çıkan Prof. Dr. Mustafa Karataş Hoca selis ve içten ifadeleriyle cemaati derin bir huşuya gark etti. Bu halet-i ruhiye içerisinde cumayı hep birlikte eda ettik. Ve sonrası tahmin edileceği üzere cemaatle hemhal olduk ve perçinleştik. Heyetimiz halka olarak bütün cemaatle müsafaha eyledi. Ve bu güzel Cuma namazı sonrası camiden ayrıldık.

Prizren’de Halveti Dergahı Ziyareti:

1713 (miladi), 1125 (Hicri) yılında Saraçhane camiinin yanında Osman Efendi hazretleri tarafından kurulan bu halveti dergahı o tarihten bu güne kadar kominizm döneminde dahi kesintiye uğramaksızın faaliyetini sürdürmüş. Osman efendinin 9. Kuşak torunu olan Abidin şeyho şu an bu dergahın postnişini olarak vazifesine devam etmekte. Abidin Şeyho efendi genç bir kardeşimiz. Bize zikir ve evradlarından bahsetti. Buraya gelip irşad olan dervişanı anlattı uzun uzun. Türkiye’de hem halvetilerle hemde cerrahilerle iyi görüştüğünü ifade etti. Nasrullah Hacımüftüoğlu hocamızın detay sorularıyla genişleten sohbetin arkasından ilahiler ve kasideler okundu. Gönül hoşluğu ve Feyziyle neticelenen sohbet ikramlarla hitamına erdi.

İstanbul Derneği Ziyareti:

Hüdayi Vakfının bünyesinde kurulmuş bir nevi Balkanlar şubesi olarak hizmet veren İstanbul Derneği’nin Başkanı çok değerli İsmail Selim hocamız ve Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavirliği Temsilcisi Bilal Coşkun Beyefendi bizleri son derece sıcak bir ilgi ile karşıladı. Tanışma, hasbihal ve derneğin çalışmalarının kısaca özetlenmesinden sonra heyetimizle beraber değerli başkan ve DİB temsilcimiz Alauddin Medresesi (İmam Hatip Lisesine) gittik. Bu medrese Kosova Diyanet İşleri Başkanlığının uhtesinde 2000’li yılların öncesinde kurulmuş, 300 civarında kız ve erkek öğrencisi olan mütevazı ama bölgede çok etkili bir okul. TİKA’nın ve Türkiyeli gönüllü hayır sahiplerinin katkılarını organize edip bu binanın tamamlanmasını sağlayan Hacı İlyas Uka adında bir zat ile tanışıyoruz. Kendisi son derece heyecanlı ve Türkiye dostu birisi. Her ne kadar yaptığı hizmetleri anlatmaya çalışsada sözü dönüp dolaşıp Türkiye siyasetine getiriyor. Tayyip Erdoğan’ı korumamız gerektiğini ısrarla ifade ediyor. Sn. Dernek Başkanımız İsmail Selim Bey ve oradaki eğitimcilerle bölgedeki eğitim faaliyetlerini konuşuyoruz. Özellikle Cizvit Papazlarının kurmuş olduğu uzun yıllar eğitim yapan Vayola Kolejlerinin bölgede yaptığı tahribatı ve Müslüman çocuklarının buraya olan rağbetleri neticesinde buradan mezun olan gençler arasından kripto Hristiyanlar olduğunu öğreniyoruz. Bölgede imam hatiplerin ve medreselerin önemli hizmet verdiklerini ifade etmekle beraber eğitimde bu kolejlere alternatif bir cazibe merkezi oluşturamadıklarını üzülerek ifade ediyorlar. Müslüman ailelerden bilhassa modern hayatı benimsemiş seküler çizgideki ailelerin çocuklarını ciddi ücretler ödeyerek bu okullara gönderdiklerini, bu konuda ellerinin ve kollarının bağlı olduklarını beyan ediyorlar. Bu durum üzerine Sadettin Ekici hocamız söz alarak aslında bölgenin bakir olduğunu bu bölgede imam hatip ve medrese hizmeti veren kişi ve kuruluşların aynı zamanda butik diyebileceğimiz küçük ama eğitimde iç süreçleri kaliteli olan bir okullaşma misyonuyla işe girebileceklerini bunu başarmanın hiçte zor olmadığını anlatıyor. Bu anlatımlarıyla hazirun üzerinde rasyonel bir vizyon oluşturan hocamız taktirle karşılanıyor, bu vizyonun yakın gelecekte somut projelere dönüştürülmesi üzerinde temenni mahiyetinde de olsa bir ittifak oluşuyor.

Bütün bu hasbihalden sonra oluşan hukuk ve samimiyet sonrası başka ziyaret mekanlarına gitmek üzere buradan ayrılıyoruz.

  1. ARNAVUTLUK
    • İŞKODRA

İstanbul Derneği Ziyareti:

Hüdai Vakfının kurduğu ve hizmete amade kıldığı İstanbul Derneğini ziyarete gidiyoruz. Derneğin en üst idarecilerinden Talha Bey bizi tüm sevecenliği ve samimiyetiyle karşılıyor. Kampüs bahçesinde güzel bir kahvaltı ikramı yapılıyor. Derneğin kurmuş olduğu yatılı imam hatibi geziyoruz. Burası bir kampüs gibi adeta. Dernek Kur’an kursu, imam hatip lisesi ve çok güzel bir bahçeli her yönüyle üst düzey kaliteli bir kolej kampüsü gibi inşa edilmiş ve içi özenle tefriş edilmiş. Öğrenciler pırıl pırıl, beraber Kur’an okuyoruz. Hizmetler derneğin kuruluşundan bu tarafa kesintisiz olarak Talha Bey tarafından bizlere aktarılıyor. Bu güzel hizmetleri dinledikçe büyük keyif alıyoruz ve arkasından bahçede kurulmuş bir sofraya iştirak ederek gezimizin en güzel kahvaltılarından birini yapıyoruz. Elhamdülillah.

İşkodra Müftüsü Muhammed Sutari Ziyareti:

Müftü Efendiyi makamında ziyaret ediyoruz. Önce bize kursu gezdiriyor sahip olduğu Kur’an kursunu. Kursun konferans salonuyla mescidi ile sınıfları ile fevkalade bir bina olduğunu görüyoruz. İmkânlar gayet güzel öğrenciler memnun ve mutlu hoca hanımlar bir tarafta diğer erkek hocalarımız bir tarafta ayrı ayrı bölümlerde öğrencileri ayırarak hizmet veriyorlar. Binayı gezdikten sonra Müftü Efendinin camide hazırladığı oturum düzeninde sohbete başlıyoruz. Evvela söze UMAD Başkanımız Abdüvahap Ekinci başlıyor. Ve alışık olduğumuz minval üzere heyetimizi tanıtıyor güzel dilek ve temennilerini sunarak sözü Müftü Efendiye bırakıyor. Müftü Efendi son derece fasih ve güzel bir Arapçayla tane tane anlatıyor faaliyetlerini. Konuşmalarından Ezher mezunu olduğunu anlıyoruz. Son derece beyefendi, samimi ve ilmi ile amil bir portre çiziyor bizlere. Bilgi paylaşımı bir saate yakın sürüyor. Büyük oranda konuştuklarını anlamış olsak bile yer yer tercümelerle derinlemesine vakıf oluyoruz anlattıklarına. Bu güzel hasbihalden sonra Müftü Efendi bizleri nazik bir şekilde uğurluyor.

Kurşunlu Camii ve Civarı Ziyareti:

Yüzyıllardır komünist rejimin bilinçli tahribatı ve sel baskınlarıyla çürümeye terk edilmiş bu

ecdat yadigârı camii bölge Müslümanlarınca adeta yeniden inşa edilircesine restore edilmiş ve şuan ibadete açık. Bizleri mahsun bir atmosferle karşılıyor. Tahiyyat-ı mescit namazı kılıyoruz. Her

köşesini samimi nazarlarımızla inceleyerek maziyle hasret gideriyoruz. Sonra Cami haziresinde yer alan çoğu kaybolmaya yüz tutmuş ecdadımıza ait kırık dökük mezar taşlarını ziyaret edip her

birerine birer Fatiha okuyoruz. Ecdattan aldığımız ruhaniyetle gönüllerimiz dolu bir halde mekândan ayrılıyoruz.

İşkodra İmam Hatipleri Ziyareti:

İşkodra imam hatip lisesi yani Hacı Şeyh Samia medresesi. Müdürümüz Guittin Derviş ve Rıdvan Seferay’a vekâleten İstanbul Derneği sorumlusu Talha Bey bizleri karşılıyor. Okulumuzu müdür beyin rehberliğinde geziyoruz. Daha sonra makamına geçerek daha detayda birçok bilgi ediniyoruz. Uzun yıllar eğitim yapan bu müessese vermiş olduğu birçok mezunuyla sistem olarak oturmuş ve tercih edilen bir kurum haline gelmiş. Bu okul gibi diğer okullarda hiç tahmin edemeyeceğimiz kadar Balkanlar’da eğitimin belli bir oranda köklü kurumlar haline geldiğini ispat eder halde. Bu durum bizi fazlasıyla memnun ediyor. Karşılıklı tanışma ve fikir alışverişinden sonra gönül dolusu sevgi ve muhabbetle ayrılıyoruz.

C.KARADAĞ

C.1 TUZİ

Karadağ Diyanet İşleri Başkanı ve DİB Müşaviri Ziyareti:

Karadağ Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Feyziç ve Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavir Vekili Sn. Kadir Kaynar Beyefendi bizleri merkezin dış kapısında karşılıyorlar. Kısa bir mekan tanıtımından sonra Rıfat Feyziç hocamızın makamına geçiyoruz. Rıdvan hocamız son derece enerjik, samimi ve gayretli birisi. Konuşması gürül gürül akan bir ırmağı andırıyor adeta. Biri bir arkasınca yapmış oldukları faaliyetleri nefes almaksızın aktarıyor bizlere. Karadağ’daki hükümet idaresi ile ilişkilerinin diğer bölgelere göre (Makedonya, Arnavutluk, Kosova) çok zor ve çetrefilli işlediğini anlatıyor. Bu müesseseyi oluşturuncaya kadar çok bürokratik sıkıntılar çektiklerini ifade ediyor. Ama herşeye rağmen dünyanın çeşitli ülkelerinden kendilerine öğrenciler geldiğini bu sebeple yaptıkları eğitim hizmetinin manevi hazının ve bereketinin çok yüksek olduğunu söylüyor. Hizmetlerini anlattıkça çektiği sıkıntıların motivasyonunu iki katına çıkarttığını anlıyoruz. Bizlerin ziyaretinden çok memnun olduğunu ve bunun belli bir sistem içerisinde devam ettirilmesine çok ihtiyaçlarınının olduğunu ifade ediyor. Bu güzel sohbetten sonra birlikte Sn. Müftümüzün hazırlattığı son derece zengin bir öğle yemeği ikramını yiyor ve namazlarımızı kıldıktan sonra vedalaşıyoruz.

  • TİRAN

DİB Müşavir Vekili ve Bölge STK Temsilcileri ile Kahvaltı ve İstişare Toplantısı:

Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavir Vekili muhterem hocamız Ömer Baloğlu bizi otelimizde ziyaret ediyor ve Ömer Hocamla beraber gelen tüm STK temsilcileri ve değerli hocalarımızla birlikte kahvaltı yapıyoruz. Kahvaltı sonrası otelin 4. Katındaki salonuna çıkarak tam 4.5 saat sürecek olan istişare toplantımızı yapmak üzere toplanıyoruz. Bu toplantıda tanışmanın yanında bölge Müslümanlarının hali hazırda islami hizmet akışları ile ilgili sorunlar ve çareleri konuşuyoruz. Konuşulanlar taraflarca ciddi anlamda alınan notlarla tescil edildi. Toplantı bu minval üzere sona erdi.

Öğle Namazı (Namazgâh Cami):

Arnavutluğun başkenti Tiran’da Senato Binasının hemen karşısında yer alan yapımı büyük oranda tamamlanmış muhteşem eser NAMAZGAH CAMİ Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından bu caminin yapılması yönünde bizzat büyük bir irade ortaya koyulmuş. Ve TİKA’nın takibi ve yerel STK’lar ve hayırseverlerinde içten katkılarıyla bu eser altlı üstlü konferans salonları, kültür merkezleri ve cami külliyesiyle muhteşem bir mabet olarak tezahür etmiş. Camiyi tüm yönleriyle geziyor ve inceliyoruz. Bölgenin Sultan Ahmet Camisi diyebileceğimiz bu cami gerçekten Müslümanlar için eşsiz bir manevi merkez olma hüviyetinde. İnşasına sebep olanlardan Allah razı olsun diyoruz.

Tiran’da Serbest Gezi:

UMAD heyetimiz ve dostlarımızla birlikte artık gezimizin son gününe gelmiş olmanın saadeti ve rahatlığıyla Tiran’ın tarihi ve tabi güzelliklerinin olduğu mekânları yapmış olduğumuz başarılı bir geziyi kutluyorcasına keyifle gezdik.

Minber Araştırma Merkezi Mensupları ve Türkiye İlahiyat Fakültesi Mezunları Buluşması:

Gezinin son günü birbirinden değerli mezun ve hocalarımızla UMAD heyetimiz, Minber Araştırma Merkezi Başkanı Ferit Piku Hocamızın organizesiyle Mak Albenia Otelinin büyük salonunda toplandı. Yaklaşın 2.5 saat süren bu toplantıda detaylı tanışmanın yanında Arnavutluk’ta yapılan İslami hizmetlerle ilgili birçok konu paylaşıldı. Stratejik olarak Türkiye ile ortak eksende neler yapılabileceği ana hatları ile konuşuldu. İlerleyen zaman dilimi içerisinde konuşulan bu ana hatların alt başlıkları doğrultusunda daha özel ziyaretler ve toplantılar yapılması gerektiği şu anki birlikteliğin bir açılış olma değeri taşıdığı belirtilerek toplantı yapılan dualarla sona erdi.

Ethem Bey Cami Ziyareti:

1791 yılında Hacı Edhem Bey ve babası Petrelalı Molla Bey tarafından inşa edilen bu güzel eser dostumuz Prof. Dr. Numan Aruç Bey’in ifadesine göre Enver Hocanın kominizim rejimi zamanında tüm camiler gibi yıkılmak istenmiş fakat karısının; “eğer sen bu camiyi yıkarsan seni öldürürüm” diye Enver Hocayı tehdit etmesi üzerine bu camiyi yıkamamıştır. Yakın zamanda TİKA tarafından restore edilen bu caminin açılışını bizzat Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi yapmıştır. Tiran meydanının güney köşesinde yer alan bu güzel eser yapmış olduğumuz ziyaretle gönlümüze taht kurmuştur. Tiran meydanı bizdeki Taksim meydanına eş bir alanı kapsamaktadır. Etrafında kominizim rejimi döneminden kalma belediye binası başta olmak üzere birçok resmi binalar bulunmaktadır. Meydan ve caminin gecenin efsunuyla üzerimizde uyandırmış olduğu hislerle buradaki ziyaretimizi de bitirerek otelimize dönüyoruz.

GENEL OLARAK BALKANLARA YAPMIŞ OLDUĞUMUZ 8 GÜNLÜK ZİYARETTEN ÇIKARTILAN SONUÇLAR

Prof. Dr. Mustafa Karataş Hocanın Değerlendirmesi

 Başta Tika ve Diyanet İşleri Başkanlığımızın bölgede yaptıkları çok değerli hizmetlerine yerinde şahit olduk ve iftihar ettik. Devletimizin ve hükümetimizin Balkanlar konusunda duyarlı olduğu her bakımdan belli oluyor ve oradaki resmi ve gayr-i resmi kurumlar tarafından takdir ediliyor.

  1. İstanbul Vakfı’nın (Hüdayi Vakfının) yıllardır yaptıkları hayırlı çalışmaları ve gezimiz boyunca organizeye katkıları için son derece müteşekkiriz.
  2. UMAD’ın alimler heyetiyle yaptığı ziyaret ilk olmasına rağmen Balkanlarda gerek halk arasında gerekse sivil ve resmi kurumlarda heyacan uyandırmış ve çok büyük beklentilere zemin hazırlamıştır. Bu yüzden tüm görüşmelerde ilk ve son olmamaması sürekli ifade edilmiştir.
  3. Başkanımız Abdülvahab Ekinci’nin UMAD hakkında yaptığı akıcı ve beliğ Arapça sunumları ve heyetin birbirinden kıymetli hocaları dinleyenler üzerinde oldukça olumlu izler bırakmıştır.
  4. Üsküp’te imamların bazıları Makedonya Din İşleri Birliğine ulaşamamaktan şikayetçiler
  5. Prizren’de misyoner cizvitlerin her yıl beş bin genç eğittikleri buna karşı müslümanların okul ve öğrenci sayılarının çok az olduğunu belirttiler. Bu yüzden acil olarak Prizren’de okul açılmasını talep
  6. Arnavutluk ziyaretimizde yapılan görüşmeler neticesinde Minber Vakfı Başkanı Ferid Piku rehberliğinde 25 kadar imam ve vaize UMAD’ Genel Merkezimizde Ağustos ayı sonunda 3 gün eğitim semineri verilecektir.

Abdullah Yıldız Hocanın Değerlendirmesi

 Kadim medrese, hafızlık ve icazetname geleneğinin Balkanlardaki köklü ve derin izlerini sürmek ve gözlemlemek geleceğe dair umutlarımızı artırmıştır.

  1. Balkanlardaki imam, hatip, müezzin, muallim ve vaiz gibi din gönüllülülerinin sayısal varlığı yeterli olmasa da memnuniyet verici olup hizmet içi eğitimle daha iyi seviyede yetiştirilmeleri gereklidir.
  2. Balkan Müslümanlarının Türkiye devletine, halkına ve kurumlarına olan saygısı ve güveni, ümmetin birliğini pekiştirme adına çok iyi değerlendirilmelidir.
  3. Osmanlı medeniyetinin Balkanlarda canlı olarak varlığını sürdüren kültürel, sanatsal ve sosyolojik mirası sadece turistik etkinliklerin değil ilmî, akademik ve analitik çalışmaların da konusu olmalıdır.

Ahmet Bulut Hocanın Değerlendirmesi

 Bu ziyaretin gecikmiş çok elzem bir program olduğunu ziyaretlerimiz neticesinde anladık.

  1. Katılan hocalarımız hepsi birbirinden kıymetliydi. Bizler de birbirimizi bu seferde daha yakından tanıma inkanı bulduk. Ve hocalarımızdan istifade ettik.
  2. Çok verimli ama o kadar da yorucu Biraz daha zamana yayarak yapılabilirdi.
  3. Ziyaretlerde biz daha az konuşup onları daha fazla Konuşanlardan daha çok dinleyenler seviliyor.
  4. Gelecek seferlere Diyanet Başkanlığından bir hocamız da katılsa güven açısından daha güzel Zihinlerdeki ön yargıyı giderir.
  5. Ayrıca somut projelerimiz olursa duruma göre sunarız. “Niçin geldik? Sizinle şunları ” Gibi.
  6. Maddi manevi emeği geçenlere can-ı gönülden teşekkür
  7. Biz çok memnun kaldık. Bir kusurumuz olduysa özür

Abdülvahap Ekinci – Sadettin Ekici Hocalarımızın Ortak Değerlendirmeleri

 Tüm ziyaret ettiğimiz kurum ve kişiler ziyaretimizden olağan üstü derecede memnun

  1. Oluşan bu memnuniyetin yanında yer yer geç kaldığımız vurgulandı.
  2. Bu vurguya ilaveten bundan sonra daha sık gelmemiz ve kendilerini yalnız bırakmamamız konusunda güçlü bir istek belirttiler.
  3. Balkanlarda yer alan tüm STK, Medreseler, İlahiyat Fakülteleri, İmam Hatipler, Meşihat Makamları, Kanaat Önderleri, Alimler kısacası dini temsil eden tüm kuruluş ve kurumlar bu zamana kadarki aralarında var olan bir takım anlaşmazlık ve husumetlerin giderilmesi için bizim (UMAD’ın) hakemliğine ihtiyaç duyduklarını aradaki bu olumsuzlukların UMAD’ın hakemliği ile bertaraf edilebileceğini, aksi takdirde bu vahdetin kendi gayretleriyle sağlanamayacağını beyan ettiler.
  4. Şii, vahabi, katı selefi ve fetö unsurlarının sahip oldukları bölgelerinde çok derin tahribatlar yaptığını bu tahribatlar neticesinde evlatlarla ebeveynlerinin aralarının açıldığını, bu tahribatı ancak Osmanlı medeniyeti anlayışı içerisindeki bir ehlisünnet anlayışının giderebileceğini onun için UMAD’a çok iş düştüğünü üzerinde ittifak ettikleri bir fikir ve görüş olarak sundular.
  5. Tüm bu gerçekler doğrultusunda yapılan ziyaretin oluşturduğu kazanımlara has daha somut projeler oluşturularak karşılıklı sık sık ziyaretlerin ve istifadeleşmelerin yapılması gerektiği vurgulandı.
  6. Şayet bu ziyaretten sonra uzun bir ara verilirse oluşan muhabbet ve heyecanın boşa gideceği artık bu türlü boşa giden tadımlık faaliyetlere tahammüllerinin kalmadığını ifade ettiler.
  7. Sonuç olarak tüm bu yaşanmışlıklar doğrultusunda sistematik bir birliktelik oluşturma mekanizmasının tesisi ziyaret edenler ve edilenler açısından bir farz haline geldi denilebilir.

Ömer Korkmaz Hocanın Değerlendirmesi

 Balkanlara yapılan bu gezinin kararı doğru ve yerinde bir karardır.

  1. Gerek Davet ve İrşad Komisyonu gerek Eğitim Komisyonu gerekse Gençlik Komisyonunun bölgede yapacağı ortak çok işin olacağının yerinde farkına varıldı.
  2. Bölgedeki Sivil Toplum Örgütlerinin yeterli olması dolayısıyla UMAD’ın bölgesel çalışmasına gerek yok. Aksine bölgedeki yapıları Türkiye’ye davet ederek bütün toplantıları Türkiye’de yapması daha mantıklı olur. Bu hem bölgede yeni bir sıkıntıya neden olmaz hem de maliyeti düşürür.
  3. Türkiye’nin özellikle Diyanet İşleri’nin çok güzel faaliyetleri ve iş birliklerinin olduğunu gördük ancak zaman zaman gözden kaçan noktalarda tamamlayıcı olarak hizmet verebiliriz. Özellikle Türkiye’deki başarılı olan özel okul sisteminin bölgeye taşınmasının çok zor olmadığını, bu okulların belli bir süre sonra kendi kendilerini amorti edeceğini ve buna ihtiyaç olduğunu gözlemledik.
  4. Orada tek bir yapıyla değil çok farklı yapılarla aynı anda görüşmek çok önemli çünkü zaman zaman yereller arasında problemler olabiliyor ama biz hepsiyle çok iyi diyaloglar kurabiliriz ki kurdukda zaten bu diyalogların geliştirilmesi gerekir.

Abdullah Kılıç Hocanın Değerlendirmesi

 Balkan ziyaretleri çok isabetli ve faydalı olmuştur.

  1. En kısa zamanda diğer bölgeler de ziyaret
  2. İlk ziyarette tespit edilen eksiklikler diğer ziyaretlere kadar giderilmeli veya bir çalışma başlatılmalıdır. ( ilahiyatların kontenjanlarının arttırılması)
  3. Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin kontrolündeki bölgelerde olduğu gibi balkanlardaki müftü, İmam Hatip ve Kuran Kursu hocalarının maaşlarının devletimiz tarafından karşılanmasının mümkün olup almayacağının istişare edilmesi. (bu hocaların maaşlarını onların devleti karşılamıyor)

Dr. Muhammet Masum Vanlıoğlu Hocanın Değerlendirmesi

 Makedonya, Üsküp bütün şehirleriyle hala Osmanlı koktuğunu bizlere ifade etmekte. Özellikle Üsküp’ün camileri, camilerdeki insanlar, bizleri karşılayan mezar taşları biz burada sizi bekliyoruz demekte. Neden geç kaldınız dercesine bizlere sitem etmekte. Ziyaretimizi gerçekleştirdiğimiz o güzel camilerde gördüğümüz insanların sıcaklığı, cana yakınlığı, tatlı Balkan şivesiyle bizlere hitap edişleri, gönül dünyalarında ne kadar derin bir sevgiyle bizlere bağlı olduklarını göstermekte. Makedonya’da veya yeni adıyla Kuzey Makedonya’da Üsküp ziyaretimizi tamamladıktan sonra gitmiş olduğumuz Kalkandelen veya diğer adıyla Tetova’da gerçekten bölgenin müftüsü bölgedeki güzel insanlar, Türkiye’de okumak suretiyle elde etmiş oldukları pek çok bilgi ve beceriyi bizlerle paylaşmaya çalıştılar. Türkiye’den gelen bu güzel heyete ellerinden gelen ilgi ve alakayı gösterdikleri gibi sunabilecekleri ikramı en üst seviyede önce dilleriyle, gözleriyle ve gönülleriyle sundular. Sonra da Allah’ın takdir ettiği nimetleri ikram ettiler. Bölgede üçüncü uğrak yerine geçmeden önce cami içinde özellikle belki Alaca Camii’ni örnek olarak verecek olursam, Kalkandelen’de Alaca Camii’ndeki cemaatin bizlerle kaynaşabilmek için göstermiş olduğu yakınlık, hemen yanı başındaki Kur’an kursunda yıllarca hafız yetiştirme gayreti içinde olan Kur’an hocalarının sunmuş olduğu o sıcak ve samimi sohbet ortamı Balkan insanının bizi ne kadar sevdiğini bir kez daha gösteriyor. En nihayetinde Gostivar’a yapmış olduğumuz seyahatte oradaki Müftü Efendinin bizi ağırlaması sonra Saatli Caminin hemen yanındaki o küçük medreseciklerde hanımefendi ve beyefendilerin bildiklerini bizlere aktarmaya çalışmaları da zannediyorum en doyurucu ve en mutlu edici kısımdı. Nasrullah Hocam o medresenin hoca hanımı olan Yüsra Hanımefendi’ye kızım bugün sen hocasın, biz talebeyiz dedi. O hanımefendi bizlere hocalık yapmaktan tereddüt edip böyle heyecanlı bir şekilde bizlere bakarken ben ona bir soru yönelttim. Zannediyorum Balkan seyahatimizin de benim üzerimdeki en müessir olan, en etkili olan cümleleri o hanımefendinin dudaklarından döküldü. O kızımız heyecana gelince ben ona bize ne söylemek istersiniz? Diye bir soru yönelttim. Onun cevabı eşsizdi. Bizi unutmayın. Bizi unutmayın. Gerçekten insanlar unutulmayı sevmez. Balkan insanı ana vatanı olan hasretiyle unutulmayı hiç sevmediğini irtica eden ilk anın refleksiyle bize göstermiş oldu. İkinci bir tatlı hatıra yine Gostivar’da akşam namazı yemek akabinde gittiğimiz o Eyüp Ağa Konağı’ndaydı. Ahmet Çako’nun evi diye şu anda anılan, evdeydi. O evin evlatları gerçekten evin içinde kendilerine mahrem olan ama bize namahrem olan mekânları sadece evi tanıtabilmek heyecanıyla ellerinden gelen gayretle gösterdiler ve şunu anlattılar: Balkan insanı her yönüyle Müslüman’dır. Ruh dünyası da Müslüman’dır. Mimarisi de Müslüman’dır. Onların da son sözü yine Yüsra kızımızın sözü gibi idi. Bizi unutmayın. Eminim ki Balkan seyahatinde ve diğer seyahatlerimizde üzerinde en çok durmamız gereken konu dostlarımızı ve uzak diyarlarda bizleri bekleyenleri unutmadan onlarla sağlıklı bir şekilde ilgi ve alakamızı devam ettirmemizdir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir